Yukarı Çık
9 Ağu

Görsel Dünyalarıyla Size İlham Verecek 4 Yönetmen

yonetmenler - kapak

Tim Burton ya da Wes Anderson filmlerine hayransan, bu ilham verici yönetmenleri de çok seveceksin!
Jean-Pierre Jeunet’nin Amélie‘si, Michel Gondry’nin Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ı seni de derinden etkileyen filmler, değil mi? Tim Burton’ın, Wes Anderson’ın görsel dünyası, onların anlattığı her hikayeyle seni de kendine hayran bırakıyor mu? Peki, izlediğin her filmiyle o hissi tadabileceğin, dünyalarından ilham alabileceğin dört yönetmenle daha tanışmak ister misin?

 

Jean-Pierre Améris

Je m'appelle Elisabeth, 2006

Je m’appelle Elisabeth, Jean-Pierre Améris (2006)

Fransız sineması dendiğinde aklına yalnızca ağır dramalar, yavaş ilerleyen hikayeler ya da sofistike aşk üçgenleri gelmesin. Tıpkı Amélie ile tanıdığın Jean-Pierre Jeunet gibi, derin duyguları büyüleyici bir görsellikle anlatan, hikayesini renkli dokunuşlarla canlandıran yönetmenlerin akıcı filmleri de bu sinemayı güzel kılanlardan. İlk filmlerinde izlemesi zevkli aşk hikayeleri anlatan Jean-Pierre Améris’in görsel dünyasının şekillenmeye başlaması, dönem hikayeleri anlatmasıyla gerçekleşmişti. II. Dünya Savaşı yıllarında, boşanmak üzere olan anne-babasının kavgalarından kaçan küçük bir kız çocuğunun sığındığı hayal dünyasını konu alan, 2006 yapımı Je m’appelle Elisabeth (Benim Adım Elisabeth) bunun en güzel örneklerinden.

L'homme qui rit, Jean Pierre Améris (2012)

L’homme qui rit, Jean Pierre Améris (2012)

Jean-Pierre Améris’nin 2010’lu yıllarda anlattığı hikayeler arasında Victor Hugo’nun ünlü romanından uyarladığı dönem filmi L’homme qui rit (Gülen Adam) ve hem görme hem işitme engelli meslektaşının hayatı algılamasına yardımcı olan bir rahibenin kendini adadığı dostluğu konu alan Marie Heurtin gibileri var. Filmografisi hızla zenginleşen Améris ile bir an önce tanışmalısın!

 

Tarsem Singh

The Fall, Tarsem Singh (2006)

The Fall, Tarsem Singh (2006)

Hindistan asıllı yönetmen Tarsem Singh, nam-ı diğer “Tarsem” günümüzün en şaşırtıcı, en azimli, estetik anlayışı en güçlü yönetmenlerinden biri. 2000 yılında çektiği The Cell (Hücre) adlı filmin ardından varını yoğunu mucizevi bir yapım sürecine ayıran yönetmen bir sonraki filmi The Fall (Düşüş) için 4 yıl boyunca 28 farklı ülkede çekim yapmış. Üstelik bu duraklar arasında, filmde sadece tek bir kare olarak gözükeceğini bildiği noktalar bile var. Hastanede tanışan bir dublör ve küçük bir kız çocuğunun, dublörün anlattığı bir masal aracılığıyla kurduğu bağı anlatan The Fall, dünya üzerinde görebileceğin en etkileyici mekanların hepsini ve bir çocuğun hayal dünyasını somutlaştıran bir görselliği bir araya getiriyor.

Mirror Mirror, Tarsem Singh (2012)

Mirror Mirror, Tarsem Singh (2012)

Tarsem’in ilham verici dünyası The Fall‘un ardından da kendini göstermeye devam ediyor. Yaratıcı üretimine hızla devam eden yönetmenin anlattığı bir başka masal, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalını farklı bir şekilde ele alan Mirror Mirror (Pamuk Prenses’in Maceraları) da bunlardan biri. İzlediğin ister onun yeni baştan yarattığı bir dünya olsun ister daha önce defalarca anlatılmış bir masalı yorumlayışı olsun Tarsem’in farkını ilk bakışta anlayacaksın.

 

Sylvain Chomet

Attila Marcel, Sylvain Chomet (2013)

Attila Marcel, Sylvain Chomet (2013)

Sylvain Chomet‘nin ilk uzun metrajlı filmleri birer animasyondu: 2003 tarihli Les triplettes de Belleville (Belleville’de Randevu) ve 2010 tarihli L’illusionniste (Sihirbaz) ülkemizde de büyük ilgi görmüş, Fransız usulü animasyon tekniğini yaşatan başarılı örnekler olarak sinemaseverlerin gönlünde iz bırakmıştı. Son yıllarda yıkılmaya başlayan, animasyonların çocuklara ait olduğu önyargısını yıkan Avrupalı yönetmenlerden olan Chomet’nin fiziksel olarak karikatürize edilmiş karakterleri duygusal olarak derinlikli ve bağ kurabileceğin karakterler. 2013 yılında Attila Marcel ile animasyon dünyasının dışına çıkan Chomet, kurduğu bu dünyayı bu filminde de yaşatmayı başarabilmişti. Pastel renkler, fiziksel görünümleriyle dikkat çeken derinlikli karakterler, gerçeküstü gözüken yalın bir hikaye… Animasyonlar ya da Attila Marcel, en kısa zamanda Sylvain Chomet ile tanışmalısın!

 

Károly Ujj Mészáros

Liza, a rókatündér, Károly Ujj Mészáros (2015)

Liza, a rókatündér, Károly Ujj Mészáros (2015)

Ve son olarak, yepyeni bir keşif… İlk uzun metrajlı filmini henüz geçtiğimiz yıl çeken Macar yönetmen Károly Ujj Mészáros birçoklarını şaşırttı. Gerek hikayesi, gerek prodüksiyon tasarımı gerekse müzikleriyle eğlendiren, kalpleri ısıtan ve gülümseten Liza, a rókatündér (Tilki Perisi Liza) yarattığı dünya süresinin dışına çıkarak yaşamaya devam eden filmlerdendi. Japon bir pop şarkıcısının hayaletinin rehberliğinde gerçek aşkı arayan, fakat aşık olduğu her adam korkunç şekilde can veren Liza’nın hikayesini anlatıyor film. Fakat bu acıklı görünen konu rengarenk set ve kostümler, diline takılıp kalacak bir Japonca şarkı ve kahkaha arttıran birçok detayla süslü. Önce Liza’yla tanış, ardından sen de bizim gibi, yönetmenin bu dünyayı bir sonraki filmlerinde de yaşatmaya devam edip etmeyeceğini görmek için takipte kal!

SÖYLEONA

Sarı Yakalıların Buluşma Adresi

Yorum Yok

Cevap bırakın