Yukarı Çık
15 Tem

Her Sarı Yakalının İzlemesi Gereken Ofis Filmleri

THE INTERN

Haftanın beş günü bir parçası olduğun ofis yaşamı sinemaya nasıl yansıyor dersin?  Son yirmi yılda hızla gelişen teknolojilere rağmen bazıları hiç değişmeyen ofis içi dinamiklerin, çalışma (ve çalışmama!) rutinlerinin, patron ve çalışan arasındaki diyalogların sinemadaki izdüşümlerinin peşine düştük ve izlemen gereken üç filmi bir araya getirdik!

intern 2

The Intern (Stajyer) | 2015, Nancy Meyers

Stajyerlik dönemini hatırlıyor musun? Bu filmdeki stajyerin, o hatırladığın yeni mezun olmak üzere olan genç kadından/adamdan bir hayli farkı var: Ben, 70 yaşında! Uzun yıllar canla başla çalıştıktan sonra emekliliğe bir türlü alışamayan kahramanımız, yaşlılara özel bir staj programına başvuruyor ve dijital satış yapan gözde bir şirkette, şehrin endüstriyel bir binadan dönüştürülmüş en güzel açık-ofislerinden birinde işe giriyor. Ben’in her stajyer gibi çalışma arkadaşlarından ve patronundan öğreneceği çok şey var. Fakat bunların birçoğu, her stajyerde olduğu gibi işin nasıl yapılmasıyla ilgili değil, teknolojik gereçlerin nasıl kullanıldığı  ve günlük hayatta, internette kullanılan dilin şifrelerini çözmekle ilgili… Diğer yandan Ben’in hayattaki ve çalışma dünyasındaki deneyimleri patronu Jules’un da ondan öğreneceği çok şey olmasını sağlıyor. Something’s Gotta Give, The Holiday ve It’s Complicated gibi romantik komedilerde imzası olan yönetmen Nancy Meyers‘ın filmi, Robert De Niro ve Anne Hathaway‘in uyumu ile izlemekten keyif alacağın bir film. Üstelik yıllar içerisinde hem fiziksel hem de kavramsal olarak değişen ‘ofis‘in, çalışan ve patron arasındaki ilişkinin dönüşümünde nasıl bir etkisi olduğunu gülümseterek gösteriyor.

office space

Office Space (Ofis Çılgınlığı) | 1999, Mike Judge

15 yıl öncesine gidip 2000’li yıllara sayılı günler kala ofis hayatının ne anlama geldiğine bakmak istersen, doğru film Office Space. Diğer yandan, izleyip ofis hayatının nasıl olmadığını görüp mutlu olmak istersen de, doğru film Office Space. Bu filmde amaçsız ve motivasyonsuz çalışanlar, işten kovulma korkusu salan bir danışman, sürekli çalışanlarının başında dikilip onları azarlamak dışında bir işi olmayan patronlar, hiçbir zaman çalışmayan yazıcılar, kumaş duvarların ardına hapsedilmiş pencereler ve çok daha fazlası var! Filmin asıl konusu, bir yazılım firmasında çalışan Peter’ın, yanına işten atılacaklarını öğrendiği Michael ve Samir’i alarak her gün biraz daha nefret ettiği işinden intikam almak için dolandırıcılık yapmaya karar vermesi… Arka planda ise hepsi birbirinden sinir bozucu çalışanlar, bol komedi ve izledikten sonraki gün ofise gidip tüm arkadaşlarına sarılmanı sağlayacak kadar çekilmez bir ofis yer alıyor. 90’ların en sevilen oyuncularından Ron Livingston‘un başrolde yer aldığı, ona ufak bir rolde Jennifer Aniston‘ın da eşlik ettiği filmin, Milton adlı çizgi-diziden uyarladığını da hatırlatalım.

working girl

Working Girl (Çalışan Kız) | 1988, Mike Nichols

Ofiste çalışmanın 30 yıldır değişmeyen yanları da var; rekabet gibi! Melanie Griffith, Sigourney Weaver ve Harrison Ford‘un rol aldığı 1988 yapımı Working Girl komedi, romantizm ve dramı birleştiren bir rekabeti konu ediniyor. Parlak fikri patronu tarafından çalınan bir sekreter, patronunun izinde olduğu dönemde ne yapıp edip onun yerine geçmeyi başararak ipleri ele alıyor; intikamını da! Bilgisayarlar biraz daha büyük olsa, zaman biraz daha yavaş akıyor olsa da rekabet dolu ofis ortamının dinamiklerinin 80’lerden bu yana pek de değişmediğinin kanıtlarını bulacaksın bu filmde. Usta yönetmen Mike Nichols’ün (The Graduate, The Birdcage, Closer) imzasını taşıyan Working Girl, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil 6 dalda Oscar’a aday gösterilmiş, filmin Let the River Run adlı şarkısı En İyi Orijinal Şarkı ödülünü kazanmıştı.

SÖYLEONA

Sarı Yakalıların Buluşma Adresi

Yorum Yok

Cevap bırakın