Yukarı Çık
30 Eki

Sarı Yakalılarla Söyleşiler: Lisya Kalma

leona_soyleona_2016_gorsel

Bugün theMagger’ın kurucusu Lisya Kalma Patir ile #sendromsuzpazartesiler’i ve tatil planlarını konuştuk!

Sevgili Lisya, seni daha yakından tanıyabilir miyiz? Nerede okudun, nerede hangi pozisyonda çalışıyorsun?

Selamlar! Ben Koç Lisesi’nin ardından Koç Üniversitesi’nde okudum. Üniversitedeyken Microsoft, Coca Cola, ING Bank gibi kurumsal firmalarda part time çalıştım. Üniversiteden mezun olduktan sonra ise kendi işimi kurmaya karar verdim. 2011’de theMagger.com’u kurdum. Şuan kendi kurduğum sitemde yayın yönetmeni olarak çalışıyorum.

Sen de tüm Sarı Yakalılar gibi Pazartesi Sendromunu yaşıyor musun?  Bu sendromu atlatmak için neler yapıyorsun?

Kim Pazartesi sendromu yaşamaz ki! 🙂 Keyifli bir hafta sonunun ardından tekrar bilgisayar başına geçmek kolay olmuyor. Ancak, işimi çok sevdiğimden yeni haftaya alışmak uzun sürmüyor. Hafta sonumu dolu dolu yaşamaya özen gösteriyorum. Arkadaşlarımla buluşup, keyifli sohbetlere katıldığım zaman geçirdiğim vakit çok değerli oluyor. Bu sohbete güzel bir şarap da eşlik ediyorsa daha ne isterim ki! Bir de haftaya iyi başlamamı sağlayan diğer bir sebep ise köpeğim Kuki. Evcil hayvanlar pozitif enerjileri ile her anımızı güzelleştiriyorlar.

 

Lisya ve Kuki

 

İş hayatında en çok kullandığın 3 cümleyi bizimle paylaşabilir misin?

  • Maillerimde kullandıklarım: Raporlar ve ekran görüntüleri ektedir.
  • Bu haftanın içerikleri neler olacak?
  • Revizeleri hızlıca iletiyorum.

Sürekli içinde olmasan da hep kurumsal firmalarla çalışıyorsun. Kurumsal hayatı baştan yaratabilseydin, ilk değiştireceğin noktalar neler olurdu?

Kurumsal firmaların “flexible” olmamalarını değiştirirdim. Örneğin, iş saatleri. Bence 9-18 saatleri arasında çalışmak çok uzun bir süre. Hemen değil ama birkaç sene içerisinde bence kurumsal firmalar iş saatlerini değiştirecekler. Çalışanları sürekli olarak aynı yerde ve aynı saat diliminde zorunlu olarak tutmanın hiç doğru olmadığını düşünüyorum. Toplantıları daha çok skype üzerinden yapıp, home-office saatlerini arttıracaklar. En azından öyle inanıyorum. 🙂

Kurumsallarda kıyafet kodunun olmaması gerektiğine inanıyorum. Herkes istediği gibi giyinmeli; yazın parmak arası ile gelmek istiyorsa bunda bir problem olmamalı. Bunun gibi onlarca kısıtlamanın kurumsal hayatta değişmesi lazım. Günümüz dünyası bunları kaldıramamaya başladı; o yüzden “Sarı Yakalı” kavramı gittikçe artıyor zaten!

Bir Sarı Yakalı olarak girişimini gerçekleştirmişsin. Tavsiye ediyor musun?

Evet, hem de çok tavsiye ediyorum! Nedenini sorarsanız şöyle açıklayabilirim: İnsanın kendi işini yapması çok güzel bir duygu. Daha yoğun ve daha stresli ama çektiklerinize değiyor diyebilirim. Hepimiz yetenekli insanlarız, her konuda çok bilgimiz var. Kendi yeteneklerimizi işe dönüştürüp, hayalimizdeki işi yapabiliriz.

Girişim için gerekli olan 5 şey var: Birincisi kapital; ancak fabrika kurmadığınız sürece günümüz şartlarında büyük kapitallere ihtiyacınız yok. İkincisi bilgi, o sizde var emin olabilirsiniz! Üçüncüsü çevre; onun da olduğuna, bolca gezerek, etkinliklere katılarak, araştırarak onunda olabileceğine inanıyorum. Dördüncüsü cesaret! İşinizi kurarken cesaretli olmanız, çabuk yılmamanız şart. Ve son olarak şans; şansın hayatımızda küçük ama önemli bir rol olduğunu düşünüyorum. Bu 5 şeyi elde etmeniz hiç de zor değil. Aklınızda bulunsun 🙂

 

Cortona

 

Eline yüklü bir para geçse ve çalışmayı bırakabilsen nereye yerleşirdin? Ve nasıl bir hayat sürerdin?

Kesinlikle Toskana! İtalya’ya yerleşip, kitap ve blog yazardım. Daha da keyiflisi kendi şarabımı, zeytinyağımı üretirdim. Uzun vadede bunu yapmak istiyorum. Şehir hayatı biraz beni yoruyor açıkçası.

Son zamanlarda hangi şehirleri ziyaret ettin ve önünde hangi tatil planları var?

Her sene fırsatım oldukça İtalya’ya gitmeye çalışıyorum. Sen son Floransa, Milano, Venedik ve Toskana bölgesindeki küçük kasabalara gittim. Ve işte Toskana’da gerçek hayalimin ne olduğunu buldum! Bu sene ayrıca Los Angeles, Kopenhag, Tel Aviv, Yunanistan’da Halkidiki ve Mykonos’a gittim. Özellikle Kopenhag ve Tel Aviv’e gitmelerini tüm Sarı yakalılara tavsiye ederim!

 

Lisya Kalma

 

Hafta sonları seni hangi semtlerde ve mekanlarda görebiliriz? Özellikle neden buraları tercih ediyorsun?

Beni hafta sonları Arnavutköy ve Pera taraflarında görebilirsiniz. Arnavutköy’de en sevdiğim mekan Antica Locanda. Pera’daki her mekan çok keyifli. İtalyan yemeklerini çokça özlediğim için Miss Pizza’ya sık sık gidiyorum. Veya hafta sonlarımı evde arkadaşlarımla şarap-atıştırmalıklar keyfi yaparak geçiriyorum.

Bize birkaç tavsiyede bulunabilir misin?

_Pazartesi sendromumuzu yenmek için bir öneri: Hafta sonunu öyle bir geçirin ki, Pazartesi gününden bir sonraki hafta sonunun hayallerini kurmaya çalışın. İkincisi ise seyahat blogları okuyup, planlar yapın. İnsan hayaller ve keyifli planlarla kendini daha iyi hissediyor.

_Keyifli şarap içip, güzel müzik dinleyebileceğimiz bir mekan: Galata’da Nardis’i çok seviyorum. Bebek’te Lucca’ya hafta içi kalabalık değilken gitmek bana çok keyif veriyor. Arnavutköy’de Any ve Whisper’a akşam üstleri gidiyorum.

_Bu aralar izleyebileceğimiz bir film/dizi: Toskana hayalimden bahsettiğim için bunu tavsiye ediyorum: “Under The Tuscan Sun” 2003 yapımı bu filmi ben 2 ay önce seyrettim ve inanılmaz beğendim! Bu aralar bir de dizilere çok sardım: Narcos ve Stranger Things’i herkese öneriyorum.

_Spotify listemize eklememiz gereken 2 şarkı:

Tom Odell’in Another Love şarkısına bayılıyorum, uzun zamandır favorim diyebilirim. Listenizde yoksa mutlaka ekleyin derim.

İkincisi ise Kavinsky’den Nightcall, her seferinde beni inanılmaz etkiliyor.

_Bilet almamız gereken bir etkinlik: 3. İstanbul Tasarım Bienali geçtiğimiz hafta başladı. Ben de daha gidemedim ama ilk müsait olduğunuzda gitmenizi tavsiye ediyorum.

SÖYLEONA

Sarı Yakalıların Buluşma Adresi

Yorum Yok

Cevap bırakın